Ara

İletişim Bilgileri

Adres:

ISTANBUL - TÜRKİYE

Aşağıdaki iletişim formunu doldurarak bizimle iletişime geçiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Sıkça sorulan sorulara ve geçmişteki sorgulara net yanıtlar bulun, merak ettiklerinize açıklık getirin.

Kelime anlamıyla Müslüman; Allah'ın iradesine gönüllü olarak teslim olan ve barışı tesis etmeyi görevi olarak gören kimsedir. Kişi, Allah'tan başka ilah olmadığını ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğunu beyan ederek Müslüman olur. En geniş anlamıyla Müslüman, Allah'ın iradesine gönüllü ve bilinçli olarak teslim olan kişidir. Bu nedenle, Hz. Muhammed'den önce gelen tüm peygamberler de Müslüman’dı. Kur'an, özellikle Hz. Musa ve Hz. İsa'dan çok önce yaşayan ve "Yahudi ya da Hristiyan değil", bilakis Allah'ın iradesine teslim olduğu için "Müslüman" olan Hz. İbrahim'den bahseder (Kur'an 3:67). Öte yandan, kendilerine Müslüman diyen ancak Allah'ın iradesine boyun eğmeyen insanlar olduğu gibi, İslami bir yaşam tarzı sürmek için elinden geleni yapanlar da vardır. Sadece Müslüman ismi taşıyan ancak eylem ve yaşam biçimlerinde Müslüman gibi davranmayan insanlara bakarak İslam hakkında bir yargıya varılamaz. Birinin ne ölçüde Müslüman olduğu, inanç ve eylemle kendisini Allah'ın iradesine teslim etme istekliliğine bağlıdır.
Muhammed, M.S. 570 yılı civarında Arabistan'ın Mekke şehrinde saygın bir kabilenin mensubu olarak doğdu. Soyu, Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail peygambere kadar uzanır. Muhammed'in babası o doğmadan önce, annesi ise o altı yaşındayken vefat etti. Okula gitmedi; o günlerin geleneği uyarınca bir süt anne tarafından büyütüldü ve daha sonra dedesi ile amcası tarafından himaye edilip eğitildi. Gençliğinden itibaren dürüst ve erdemli bir insan olarak tanındı. Yaklaşık kırk yaşındayken, inzivaya çekilip tefekkür ettiği mağarada melek Cebrail ona göründü ve Allah'ın bir peygamberi olduğunu müjdeledi. Allah'ın sonraki vahiyleri 23 yıllık bir süreçte indirildi ve daha sonra kitap haline getirildi. Bu kitap, yani Kur'an, Müslümanlar için Allah'ın son ve tamamlayıcı vahyidir. Kur'an, değiştirilmeden ve orijinal haliyle günümüze kadar korunmuştur; insanların zaman içinde üzerinde değişiklikler yaptığı Tevrat'ı, Zebur'ı ve İncil'i tasdik eder.
İslam, görevlerin kaynağı olan beş temel esas (şart) üzerine kuruludur. Bunlar: 1-) Kelime-i Şehadet: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in O'nun elçisi olduğuna tanıklık etmek. 2-) Namaz (Salah): Günde beş vakit kılınması emredilen ibadet. 3-) Oruç (Sıyam): Ramazan ayında yerine getirilen ibadet. 4-) Zekat: Zengin olanların malından iyi amaçlar için vermesi gereken zorunlu vergi/pay. 5-) Hac: Maddi ve bedeni imkanı olan her Müslümanın ömründe en az bir kez yapması gereken Mekke ziyareti. İnanç binasının tüm bu sütunları, binaya uygun şeklini verebilmek için bir Müslüman için aynı öneme sahip olmalıdır. Bir kişinin oruç tutmadan veya namazlarını düzenli kılmadan hacca gitmesi çelişkilidir. Dahası, sadece sütunlardan oluşan bir bina hayal edelim; buna pek bina denemez. Bir binanın çatısı, duvarları, kapıları ve pencereleri de olmalıdır. İslam'da bu inanç binasının bu kısımlarını; dürüstlük, doğruluk, sabır ve daha birçok erdemde kendini gösteren ahlaki davranışlar oluşturur. Bu nedenle bir Müslüman sadece İslam'ın şartlarını yerine getirmekle kalmamalı, aynı zamanda karakterini de bu doğrultuda geliştirmek için sürekli çaba sarf etmelidir.
Hayır. Müslümanlar ne Hz. Muhammed'e ne de başka bir peygambere taparlar. Müslümanlar; Hz. Adem, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Davud, Hz. Süleyman, Hz. Musa, Hz. İsa ve diğer tüm peygamberleri (hepsine selam olsun) tanır ve kabul ederler. Müslümanlar, Hz. Muhammed'in peygamberlerin mührü, yani Allah'ın elçilerinin sonuncusu olduğuna inanırlar. Onlar, herhangi bir beşere değil, yalnızca Allah'a ibadet edilmesi gerektiğine inanırlar.
İslam'da ibadetlerin amacı, Allah'ın huzurunda olduğunun bilincine varmaktır. Namaz, oruç veya zekat olsun, her türlü ibadet Allah'ın rızasını kazanma yolunda atılmış bir adımdır. Eğer bir kimse düşüncelerinde ve davranışlarında Allah bilinciyle yaşarsa, hem bu dünyada hem de ahirette O'nun lütuflarına nail olmayı umabilir.
İslam, barış yapmak ve teslimiyet demektir. Barış yapmak, müminin hem kendisiyle hem de çevresiyle barış içinde yaşaması gerektiği anlamına gelir. Teslimiyet ise Allah'ın iradesini kabul etmekle ifade edilir. Müslüman, İslam ile Allah'ın iradesine teslim olarak huzura (barışa) erer. Müslümanların kutsal kitabı olan Kur'an-ı Kerim'de Allah, insanlar için din olarak İslam'ı seçtiğini bizzat şöyle buyurur: "...Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim..." (Maide Suresi, 5:3). Müslümanlar, Batılı bir tabir olan "Muhammedîler" (veya "Muhammedcilik") ifadesini reddederler; çünkü Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) İslam mesajını getiren bir peygamberdir, ancak ibadete layık olan yalnızca Allah'tır.
İslam'da iki ana akım ayırt edilir: Şiiler ve Sünniler. Her ikisinin de ortak noktası, Kur'an'ın ve Hz. Muhammed'in örnekliğinin inançlarının temeli olmasıdır. Her iki grup da günde beş vakit namaz kılar, Ramazan ayında oruç tutar ve Mekke'ye yapılan hac ziyaretine giderler. Bu iki akım arasındaki farklar, iki farklı düşünce ekolünün farklarına benzetilebilir. Hz. Muhammed'in sözlerini ve fiillerini bağlayıcı kabul eden Müslümanlara Sünni denir; buna ek olarak Hz. Ali'nin (Hz. Muhammed'in damadı) söz ve görüşlerini belirleyici kabul eden ve onu Peygamber'in siyasi ve manevi halefi olarak görenlere ise Şii denir. Şiilerin adını aldığı "Şia" terimi, "fırka" veya "taraf" anlamına gelir - bu durumda Ali'nin tarafı demektir. Aslında Ali'ye rakipleriyle olan anlaşmazlığında yardım etmek isteyen siyasi bir grup olarak başlamıştır. Günümüzde Şiiler, Müslüman nüfusun yaklaşık %15'ini oluşturmaktadır. Çoğu İran ve Irak'ta yaşarken, diğer ülkelerdeki Müslümanlar çoğunlukla Sünni'dir.
Müslümanlar, Hz. İsa'ya (selam üzerine olsun) ve annesi Hz. Meryem'e büyük saygı duyarlar. Kur'an bize Hz. İsa'nın babasız olarak mucizevi bir şekilde doğduğunu bildirir. "Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona 'Ol!' dedi ve oluverdi." (Âl-i İmrân 3:59). Bir peygamber olarak Allah'ın yardımıyla birçok mucize gerçekleştirdi; diğer şeylerin yanı sıra, annesini savunmak ve onun iffetini doğrulamak için doğumundan hemen sonra konuşabildi. Allah ona körleri ve hastaları iyileştirmek, ölüleri diriltmek, çamurdan canlı bir kuş biçimlendirmek gibi başka yetenekler ve en önemlisi: İnsanlara bir mesaj (İncil) verdi. Allah'ın ona verdiği bu mucizeler, onun peygamberliğini tasdik etmiştir. O çarmıha gerilmemiş, aksine göğe yükseltilmiştir (Âl-i İmrân 3:54-55). Meryem Suresi (19), 27-34. ayetlerde Hz. İsa'nın mucizelerini anlatır.
Allah adildir ve O'nun adaletini tecelli ettirmesi için İslam'da sorumluluk ilkesi vardır. İyilik yapanlar ödüllendirilecek, kötülük yapanlar ise buna göre cezalandırılacaktır. Bu nedenle Allah, insanın belirli şartlar altında gireceği cenneti ve cehennemi yaratmıştır. Müslümanlar bilirler ki dünya hayatı kısa sürelidir ve onu bir diğeri (ahiret) takip eder. Dünya hayatı bir imtihandır; eğer bu imtihanı geçersek, cennette dürüst insanların birlikteliğinde ebedi bir saadet hayatı bize bahşedilecektir.
Allah, "tek Tanrı" anlamına gelen Arapça bir kelimedir ve Müslümanlara özel bir Tanrı'nın adı değildir. Allah, evrenin haklı olarak ibadet edilen ve saygı duyulan tek Yaratıcısıdır; Arap Hristiyanlar da Tanrı'ya Allah derler. O, insanları yaratmış ve onlara vahyi aracılığıyla bu dünyada kendileri için en iyi yolu göstermiştir ki, ahirette bir azap çekmesinler. Müslümanlar, Hz. Muhammed'in veya başka bir peygamberin adı geçtiğinde selatüselam (barış selamı) getirirler.